Yazı kategorisi: Bilim, Bilimsel Makaleler, Eğlenceli Makaleler, Güncel, Makale ve Araştırmalar, Teknoloji Haberleri

Gizemli Mumya Ötzi’nin Laneti

1991 yılında Avusturya- İtalya sınırındaki Ötzlar Alplerinde keşfedildiği için bu mumyaya “Ötzi” adı verildi.

Onun en ilginç yanı, doğanın elleriyle mumyalanmış ve günümüze kadar gelmiş olması. Ama “Buz Adam” lakaplı bu mumyanın gizemi bununla bitmiyor.

Ötzi isimli mumya, hem tüm insanlardan farklı üstün fiziksel özellikleriyle hem de onu incelemeye kalkanları saran lanetiyle birçok sırrı içinde barındırıyor.

Ötzi 19 Eylül 1991’de yolunu kaybetmiş iki Alman turist, Helmut ve Erika Simon, tarafından bulunmuştur. Cesedin önce günümüze veya yakın geçmişe ait olduğu zannedilmiştir. Ancak yapılan incelemeler sonucu5300 yıllık olduğu anlaşılmıştır.

Buz Adam Ötzi üzerinde yapılan bilimsel analiz sonucu elde edilen bilgiler:

* Ötzi’nin ölümü esnasında 30-45 yaş arasında olduğu, yaklaşık 1.60 boyunda olduğu anlaşılmıştır. Üzerindeki polen ve toz toprak kalıntılarından ve diş minelerinin izotopik yapısından, çocukluğunu Bolzano’nun biraz kuzeyinde geçirdiği, ergenlik çağında ise 50 kilometre daha kuzeyde yaşadığı sonucuna varılmıştır.

bayltsln_05_th

* Ötzi’nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunmaktadır. Daha da ilginci, bu dövmelerin, günümüzde akupunktur tedavisi açısından önem arzeden noktalar üzerinde veya çok yakınında bulunmasıdır. Hatta, dövme lerin denk geldiği akupunktur noktalarından hareketle, Ötzi’nin sindirim sistemi parazitleri ve osteoartrit gibi sağlık sorunları yaşadığı sonucu oluşturulmuştur. Dövmelerin ilkçağlarda akupunktur tedavisinin erken aşamalarını ifade ettiği tezi de bu şekilde hayli güçlenmiştir.

bayltsln_04_th

* Ötzi’nin giysilerinin (kuru otlardan örülmüş bir pelerin, deri yelek ve ayakkabılar) de büyük bir ustalığın ürünü olduğu görülmüştür. Ayakkabıları geniş ve su geçirmez niteliktedir, ve karda yürümek için özel olarak tasarlanmıştırlar; tabanlarında ayı derisi, üst kısımlarında geyik derisi kullanılmış ve bu iki arası ağaç kabuğu parçaları ile birbirlerine bağlanmıştır. Ayakkabıların etrafı ve içi kuru otlarla kaplanarak, sıcak çorap işlevi görmüştür. Uzmanlarca Ötzi’nin ayakkabıları esas alınarak üretilen pilot modellerin o kadar iyi ayakkabılar oluşturduğu görülmüştür ki, ticari üretime dönük planlar bulunmaktadır

* Ötzi ile birlikte bulunan diğer nesneler arasında, sapı porsuk ağacından bir bakır balta, sapı dişbudak ağacından bir çakmaktaşı bıçak, sopaları kartopu çalısı veya kızılcıktan yapılmış ve ucu çakmaktaşlı oklarla dolu bir sadak, ve yapımının henüz tamamlanmadığı anlaşılan ve Ötzi’nin boyundan daha uzun ve yine porsuk ağacından yapılmış bir yaydır.

* Ötzi’nin ölümü anında yanında iki tür çok gözenekli mantar taşıdığı görülmüştür. Bunlardan huş ağacı mantarının antibakteryel faydaları olduğu bilinmektedir ve tıbbi nedenlerden bulundurulmuş olmalıdır. Diğer mantar türü ise çıra mantarı olarak bilinen ve karmaşık bir ateş yapma teçhizatının bir parçası olduğu görülen mantardır. Bu teçhizatta on kadar kolay tutuşma özellikli bitkiden numuneler ve kıvılcımları oluşturmakta kullanıldığı anlaşılan çakmaktaşı ve pirit parçaları bulunmaktaydı.

* Ötzi’nin sindirim sisteminin analizinde, ilki dağkeçisi eti, ikincisi kızıl geyik eti olmak üzere, iki ayrı yemeğin kalıntıları bulunmuştur, ve etlerin tahıl beraberinde yendiği anlaşılmıştır. İlk yemeğin kalıntılarında yer alan polenler araştırmacıları bu yemeğin orta rakımda bir kozalaklı ağaç ormanında yendiği sonucuna ulaştırmıştır.

* DNA analizi Ötzi’nin silahları ve eşyaları üzerinde başkaca dört ayrı kişi kaynaklı kan izleri ortaya koymuştur. Kan izlerinin ilki bıçağında, ikincisi aynı okun üstünde, sonuncusu ise mantosunda bulunmuştur.

* Ötzi’nin anneden çocuğa geçen dizimi olan mitokandriyal DNA’sını inceleyen İtalyan ve İngiliz bilim adamları, Ötzi’nin genetik soyunun ya çok nadir görüldüğünü ya da bittiğini buldular. İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nden Martin Richards, yaptığı açıklamada, Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmalarının, Ötzi’nin soyunun gerçekte tükendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Richards, kendisinin ve meslektaşlarının incelemelerinin, Ötzi’nin, günümüzdeki Avrupalı nüfuslarda rastlanmayan bir soya ait olduğunu teyit ettiğini bildirdi.

bayltsln_02_th

Ötzi’nin ölüm nedeni cinayet de olabilir!

Bir CAT taraması Ötzi’nin ölümü anında omzuna muhtemelen bir ok saplanmış bulunduğu ve bu okun pelerinini hafifçe yırttığı sonucunu vermiştir. Okun ucu Ötzi’nin vücüdundan çıkarılmış olmalıdır. Aynı taramadan görüldüğü üzere, Ötzi’nin ellerinde, bileklerinde ve gövdesinde de yara ve bereler bulunmaktaydı.

Bu delillerden hareketle bir Agatha Christie romanı yazarcasına çalışan Avusturalyalı moleküler biyolog Thomas Loy, Ötzi ve bir veya iki arkadaşının avcılık yaparken, hasım bir grupla çatışmaya girdikleri fikrini oluşturmuştur. Ötzi’nin bu çatışma esnasında bir süre bir arkadaşını taşımış olması veya bir arkadaşı tarafından taşınmış olması mümkündür. Kan kaybından zayıf düşen Ötzi, görülebildiği kadarıyla, silahlarını ve diğer teçhizatını düzgün bir şekilde bir kayanın yanına sıralamış ve ardından da son nefesini vermiştir.

Bütün deliller toplanmadan yürütülmüş daha fantezist tahminlerde, Ötzi’nin düşmandan kaçarken değil, bir tanrıyı veya tanrıları sakinleştirilmesi veya şeflerin soyunun sürdürülmesi amaçlı bir ayinde kurban olarak öldürüldüğü öne sürülmüştür.Aslında Mısırlı olduğu, hatta ayin esnasında hadım edildiği bile iddia edilmiştir. Ancak, mumyalaşma ile çok küçülmüş olmasına rağmen, Ötzi’nin yarası bulunmaktadır.

bayltsln_07_th

Ötzi’nin neden lanetli olduğuna inanılıyor?

Ötzi’nin keşfi ve üzerindeki araştırmalar ile şu veya bu şekilde bağlantılı 7 kişi aradan geçen 14 yıl içinde ölmüştür. Kimileri bu ölümleri bir lanete bağlarken, kimileri de tesadüf olarak yorumlamaktadır. Ötzi üzerinde yakın çalışmalar yürütmüş bazı araştırmacı ve bilim adamının da ölmemiş olduğunu burada belirtmek gerekir.

1- ‘Lanet’ 1992’de Ötzi’nin vücudunu inceleyen adli tıp ekibinin şefi Dr. Rainer Henn’in ölümü ile başlamıştır. Dr. Henn, Ötzi hakkında vereceği bir konferansa giderken, arabasıyla bir başka arabaya başbaşa çarparak can vermiştir.

2- İkinci ‘kurban’ Dr. Henn’i ve diğerlerini Ötzi’nin bulunduğu yere götüren ve sonradan turistler için Ötzi turları düzenlemeye başlayan dağcı Kurt Fritz olmuştur. Pek çok dağcının başına gelebildiği gibi, çığ altında kalmıştır.

3- Avusturyalı gazeteci Rainer Hoelzl üçüncü ‘kurban’ olmuştur. Ötzi’nin yerinden çıkarılışını ve sonrasındaki incelemeleri, yakın plan röportaj hakkı elde etmiş tek gazeteci sıfatıyla filme almış ve filmi bütün dünyada gösterilmiştir. Filmin gösterime girmesinden birkaç ay sonra, bir tür beyin tümörü olduğu düşünülen gizemli bir hastalığa yakalanmış, ve kısa sürede büyük acılar içinde ölmüştür.

4- Dördüncü ‘kurban’ Ötzi’yi bulan Alman turist Helmut Simon’dur. Simon, Ötzi üzerinde hak elde edebilmek için açtığı 75.000 Dolar tazminat içeren bir davayı kazanmasını kutlamak üzere, keşfini gerçekleştirdiği bölgeye dönerken, güzel havada yola çıkmış olmasına rağmen, yolda kar fırtınasına yakalanmış ve Ötzi’nin ölüm yerinden 200 kilometre kadar mesafede, yüz metrelik bir uçuruma düşmüştür. Henüz dava sonuçlarını kesinleştirecek imzayı atmamış olduğundan, dul bayan Simon 75.000 Dolar’ı alamamıştır.

Yazı kategorisi: Bilim, Bilimsel Makaleler, Eğlenceli Makaleler, Güncel, Makale ve Araştırmalar

7 Rakamı İle İlgili Tesadüfler…

  1. Gökkuşağı 7 renklidir.
  2. Dünyanın 7 harikası vardır.
  3. Soyumuz 7 göbektir.
  4. Dünyada varsayılır 7 kapı vardır.
  5. Büyük ayı 7 yıldız’lıdır.
  6. İnsan 7 çakralıdır.
  7. Nota sayısı 7’dir.
  8. İslam dininine göre kainat 7 safhada yaratıldı.
  9. Kabe’nin etrafı 7 kere tavaf edilir (dolaşılır).
  10. Manevi bilgeliğin rakamı yine 7 dir.
  11. Katoliklerde 7 sakrament esasdır.
  12. Yahudilerde kutsal şamdan 7 mumludur.
  13. Eski Yunan uygarlığında 7 akıllı adam varsayılmıştır.
  14. Mitolojide ise 7 esas tanrı varsaymışlardır.
  15. Mısır’da Güneş tanrısı Ra 7 ruhludur.
  16. Tibet’te 7 Buda vardır,
  17. Çin’de kutsal 7 elementtir.
  18. Feng shui’de iletişim sayısı 7’dir.
  19. Tamamlanmış olmak eşittir = 7’dir.
  20. Afrikalıların kwanza bayramı 7 sembollüdür.
  21. Zulu süsleri 7 renklidir.
  22. Eskimolarda kar 7 isimlidir.
  23. Tatil haftanın 7. günündedir.
  24. 7 tepe üstünde Rio, 7 tepe üstünde Roma, 7 tepe üstünde İstanbul…
  25. Yüzde 7 nokta (açık) var. (ağız, kulak 2, burun 2, göz 2)…
  26. Dünyada var olmuş 7 kıta bulunur.
  27. Denizlerin figurativ sayısı 7’dir.
  28. Kızılderililere göre mevsimler 7 tanedir.
  29. Japonlarda rakamların en uğurlusu 7,
  30. Tarot falında 7 zafer vardır.
  31. Pamuk prenses ve 7 cüceler,
  32. Gökyüzü 7 kattır.

SİZCE HALA 7 SIRADAN BİR RAKAM MI?

Yazı kategorisi: Bilim, Bilimsel Makaleler, Eleştiriler-Yorumlar, Eğlenceli Makaleler, Güncel, Makale ve Araştırmalar, Teknoloji, Teknoloji Haberleri

Gazlı İçecek İle Çalışan Telefon Üretildi!

cin-de-bulundu-2lginç icat dendiğinde akla genellikle Japonlar gelir fakat bu sefer durum biraz farklı. Çinli tasarımcı Daizi Zheng ilginç bir ürün geliştirdi: Gazlı İçecek ile Çalışan Telefon!

Zheng, dünyaca ünlü Finlandiya kökenli cep telefonu üreticisi Nokia için bir konsept telefon yarattı. Bu telefon, içerisinde şeker barındıran gazlı içecekler sayesinde çalışıyor. Zheng’in geliştirdiği telefonun bataryası, enzimleri kullanarak gazlı içeceklerde bulunan karbonhidratı elektriğe dönüştürüyor. Böylece telefonun çalışması için gereken elektrik üretilmiş oluyor.

Nokia için geliştirilen çevre dostu bu telefon, alışılagelmiş bataryaların kullanılması ile ortaya çıkan yüksek maliyet, üretim esnasında oluşan değerli kaynak kaybı ve çevre kirliliği gibi sorunlar ortadan kalkıyor.

Bu ilginç telefon hakkında sen ne düşünüyorsun?

 

Yazı kategorisi: Bilim, Bilimsel Makaleler, Eğlenceli Makaleler, Güncel, Makale ve Araştırmalar, Teknoloji Haberleri

Ay Hakkında 25 İlginç Bilgi…

Ufak uydumuz Ay hakkında çok az şey biliyoruz. Haydi şimdi ay hakkında daha fazla bilgi zamanı!

ay_hakkinda_bilmedikleriniz_h2718_5b604

1- Ay’da tam bir gün, Dünya’ya göre ortalama olarak 29.5 gün sürer.

2- Ay’a ilk insan 41 yıl önce inmiştir.

3- Dünya ile Ay arasındaki ortalama uzaklık her yüzyılda 3,78 m artmaktadır.

4- Apollo 11’in Ay’a iniş orjinal kayıtları yanlışlıkla silinir ve üzerine yeni kayıt yapılır.

5- Cep telefonlarımız Apollo 11’in Ay’a iniş için kullandığından daha fazla işlem gücüne sahiptir.

tumblr_static__640_v2

6- Ay’a 95 km hızda bir araba ile gitmek en az 6 ay sürer.

7- Ay güneşten 400 kat küçük olmasına rağmen, Dünya ile aralarındaki mesafeden de 400 kat daha uzakta olduğu için güneş tutulmalarında Ay ve Güneş aynı boyda gözükür.

8- Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, daha önce ölen Sovyet kozmonot Yuri Gagarin anısına Ay yüzeyine madalya bırakmıştır.

9- Ay aslında tam bir yuvarlak değil yumurta gibidir.

10- Ay Pluto’dan 4/1 oranında daha büyüktür.

tumblr_noki0ve6zg1tjy560o2_500

11- Dolunay sırasında insanların daha kötü olduğu ve uykusuz kaldığı bilimsel olarak doğrulanmıştır.

12- Ay üzerine 6 adet bayrak dikilmiştir ve bunların 5 tanesi hala sağlam durmaktadır.

13- Ay yüzeyinde ağırlığınızın sadece %16.5’ini hissedersiniz.

14- Aynı ay içinde ikinci kez dolunay olursa, biri mavi ay olarak adlandırılır.

15- Ay’a yerleştirilen Amerikan bayrakları, güneşten gelen radyasyon nedeni ile şimdi beyaz.

16- Buzz Aldrin Ay’a işeyen ilk adamdı.

17- ABD, Ay’a çıkmak ve Usame Bin Ladin’i bulmak için aynı süre ve parayı harcadı. 10 yıl ve 100 milyar $

18- Ay’dan bakıldığında Dünya farklı katmanlardan geçerek görülür.

19- Buzz Aldrin’in annesinin kızlık soyadı Moon (Ay)

tumblr_nnf2mxwpqn1tdxuggo1_500

20- 2013’te ABD’de yapılan ankete göre Amerikalıların %7’si Ay’a gidiş olmadığına inanıyor.

21- Ay’da yüksek hızlı İnternet bulunmaktadır. Tam 19 MBPS

22- Astronotlardan önce Ay yörüngesine kaplumbağa gönderilmiştir.

23- Ay, Dünya’nın yörüngesinde eşzamanlı olarak döndüğü için sürekli aynı yüzeyini görürüz.

24- Ay gündüzleri ortalama 107 °C, geceleri ise ortalama -153 °C civarındadır.

25- Dünya ile Ay arasında ortalama yörünge uzaklığında ışığın yüzeyden yüzeye ulaşması için geçen süre 1,255 saniyedir.

c7d9448e32bf2c5d3f370a287c70b4568f562bd0_m

Yazı kategorisi: Bilim, Bilimsel Makaleler, Eğlenceli Makaleler, Güncel, Makale ve Araştırmalar

Osmanlı Tarihinde 10 İlginç Yasak…

1554 –  Kahve ve kahvehane yasağı

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Türkiye’ye Halep ve Şam’dan gelen kahve, kısa sürede sosyal yaşamın bir parçası olmuş, ilk kahvehane 1554  yılında açılmıştır. Kahvehaneler giderek çoğalmış, insanların uğrak noktası olmuş, kahve önce ulema tarafından hoş karşılanmamış ve yasaklanmış ancak sonra payitahtın tanınmış uleması ve şeyhleri kahve müdavimlerini hoş görerek yasağı kaldırmıştı.

Dördüncü Murad zamanında tütün ve içkinin yasaklanmasının ardından “kahvehanelerde devlet aleyhine konuşmalar yapıldığı” düşünülerek tüm kahvehaneler kapatılmış ve faaliyetleri durdurulmuştu. Yasağa rağmen kahvehane açanlar bazı kişiler idam edildi. İkinci Mahmud döneminde, yeniçerilerin toplanma ve buluşma yeri olmaması için kahvehane yasağı bir süre daha sürdürülmüş ancak birkaç sene sonra bu yasak kaldırılmış ve tarihe karışmıştır…

 

Kadınların Eyüp’te kaymakçı dükkânına girme yasağı

6. yüzyılda özellikle Eyüp semtinde yer alan kaymakçılar büyük bir şöhrete sahipti. “Türbe ziyareti bahanesiyle bu kaymakçı dükkânına gelen bazı kadınların önceden anlaştıkları ve tanıştıkları erkeklerle buluştukları” yönünde bazı iddia ve şikâyetler üzerine bu durum Eyüp Kadısı tarafından hükûmete şikâyet edilmişti. Kısa bir süre sonra 1573 tarihli bir yasak geldi.

Eyüp Kadısı’na gönderilen ferman şöyleydi: “Kaymakçı dükkânlarına bazı nisa taifesi kaymak yemek bahanesiyle girip oturup namahremler cem’olup hilafı şer’ işleri vardır diye Müslümanların haber verdiklerini bildirmişsin; bu babda ihmal caiz değildir; kadınlar kaymakçı dükkânlarına gitmeyecektir, gelen kadınların dükkâna alınmamasını dükkân sahiplerine şiddetle tenbih et, tenbihini dinlemeyen ve dükkanına kadın müşteri alan dükkân sahibini muhkem cezaya çarptır.

 

1580 –  Kadınların, kayıklara erkeklerle binme yasağı

1580’den İkinci Abdülhamid döneminin sonlarına kadar süren bir yasaktı. Yasağın konulmasına “bazı kadınların kayıklarda,   önceden anlaştıkları erkeklerle buluşması” sebep olarak gösterilmişti. Bazı kayıkçılar bu yasaklara uymadığında “erimdir dedim aldım” diyerek kendilerini savunurlar,

Üst yetkililerden kayıkçı kâhyasına ve bostancı başıya sık sık uyarılar ve emirler gelirdi. Kadınların, Haliç ve Boğaziçi iskelelerine dolmuşa işleyen kayıklara bile erkekle binmesi yasaktı. Bu yasaktan sadece ihtiyar kadınlar, dolmuş şeklinde işleyen kayıklara binmeleri kısıtlamasıyla kısmen nasibini almıyordu.

Kayıkçılar kâhyasına gönderilen fermandan birkaç satır: “Bundan evvel de tenbih edilmişti; taze avretlerin levend taifesile kayığa girip gezmelerine mani ol ve bu hususu bütün kayıkçılara tekrar tekrar tenbih et.”

 

Çingenelere ata binme ve kısrak besleme yasağı

Çingenelerin yollara ve bellere inip fesat ve şenaat işledikleri sebep gösterilerek 1595 yılında Divanı Hümayun’dan İstanbul Kadısı tarafından Çingene subaşısına gönderilen fermana göre Çingene halkının büyük şehirlerde ata binmesi, atla dolaşması ve kısrak beslemesi yasaklanmış, bu yasak Rumeli bölgesinde de uygulanmıştır.

Yasağın metni şöyledir: “Çingene tayfasının ata binmesi ve kısrak beslemesi yasak edilmiş olup lazımgeldikçe eşeğe ve arabaya bineceklerdir; muhalif hareket edenler siyaset olunurlar. Ona göre tenbih ve ilan eyleyesiniz. Sene 933.”

 

Hamama giden gayrimüslimlere nalın giyme yasağı

Hamamlara giden, Osmanlı tarihinde “gayrimüslim” ve “zımmi” olarak tanımlanan Müslüman olmayan (Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani vb. gibi)  Osmanlı yurttaşlarının, Müslümanlardan ayırt edilmesi için çıkartılan bir yasağa göre gayrimüslimlerin nalın giymesi yasaklanmış ve nalınsız gezmesi uygun görülmüştür.

Ancak Müslümanların da tercihen nalın giymeme ihtimali karşısında bu yasak zayıflayınca, fermana yeni ve garip bir madde eklenmiş, gayrimüslimlere verilecek peştemallara, alametifarika olarak birer demir halka takılması uygun görülmüştür.

 

Arnavutlara hamam tellakı olma yasağı

Osmanlı’da Lale Devri’nin sonunu getiren meşhur 1730 Patrona Halil İsyanı’nın lideri olan Horpeşteli Arnavut Halil, Bayezid hamamında çalışan bir tellak olduğu için, olası yeni bir isyanı önlemek adına, o tarihlere kadar İstanbul hamamlarının tamamında tellaklık görevi yapan Arnavutların, artık tellak olmaması yönünde bir yasak yürürlüğe girmiştir.

 

Konaklardan yalılara, yalılardan konaklara taşınma yasağı

Üçüncü Selim döneminde ortaya çıkan bu yasak, Tanzimat dönemine kadar yürürlükte kalmıştır. Yazın, kendi mülkü olan veya kira ile tuttukları yalılara canlarının istediği zaman taşınamazlar ve mevsim sonu,   keza canlarının istediği zaman şehirdeki konaklarına dönemezlerdi. Hükûmet, herkesin, o yazı, Boğaziçi’nin hangi köyünde veya Haliç’in hangi tarafında oturacağını önceden öğrenir,  o yılın havalarına göre, nihayet bir gün yalılara göç müsaadesi çıkardı.

 

Evlerde yemek çeşidi yasağı

1821’de Nişancı Halet Efendi’nin girişimiyle İkinci Mahmud tarafından uygulamaya konulan bu yasağın çıkış nedeni israf olarak gösterilmişti. Gerekçe olarak ise devlet erkânının eğlencelerini, ayrıca konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen olarak gösterilmişti. Gerekçe olarak ise devlet erkanının eğlencelerini, ayrıca konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen dondurmalarla ve meyvelerle donatılan ve Osmanlı aşçılarının hünerlerinin ortaya konulduğu sofraları göstermiştir.

Bu yasağın kısaltılmış yazılı sureti şu şekildedir:  “…İsraf günahtır, bundan böyle evlerde nihayet beş türlüden yedi türlüye kadar yemek pişirilebilir, yedi türlüden fazla yemek pişirtilmeyecektir.

 

İstanbul’a bekâr erkeklerin girme yasağı

17. ve 18. yüzyıllarda İstanbul’da kefilsiz oturmak yasaktı. Ancak “İstanbul’a, Rumeli’den ve Anadolu’dan gelen bekâr erkeklerin, kaldıkları han ve odalarda fuhuş yaptıkları, şehirde kan döküp kavga ettikleri, askeri darbelerde silaha sarılıp çeşitli ayaklanmalara katıldıkları, kargaşa sırasında çarşı ve pazarları yağmaladıkları” yönündeki yaygın kanaat nedeniyle 1826’da çıkan ferman ile bekâr erkeklerin şehre girmesi yasaklanmıştır.

 

Kiliselerde çan çalma yasağı

Osmanlı döneminde kiliselerdeki çanlar kaldırtılmış, çan çalınması yasaklanmıştı. Bu yasak, 1856’ya kadar devam etmiş, bu tarihten sonra, kiliselere çan kuleleri yaptırılmış ve kiliselerde çan çalınmaya başlanmıştır.

Ekstra: Bekçilere davul çalma ve kahvehanelerde oyun oynama yasağı 1821 yılının Ramazan ayında, geceleri bekçilerin davul çalması, mani ve türkü okuması, kahvehanelerde tavla, dama ve satranç vb. gibi oyunlar oynanması, meddahların hikâyeler anlatması yasaklandı.

Bu yasağın sebebi aynı yıl İstanbul’da yaygınlaşan veba salgını için bir nevi önlem alma olarak gösterilmişti. Ancak Ramazan ayında 3 bine yakın İstanbullunun veba salgınından dolayı ölmesinin önüne geçilememişti…

Bu yasağın sebebi aynı yıl İstanbul’da yaygınlaşan veba salgını için bir nevi önlem alma olarak gösterilmişti. Ancak Ramazan ayında 3 bine yakın İstanbullunun veba salgınından dolayı ölmesinin önüne geçilememişti…

Yazı kategorisi: Bilim, Bilimsel Makaleler, Eğlenceli Makaleler, Güncel, Makale ve Araştırmalar, Sağlık, Teknoloji, Teknoloji Haberleri

İnsan ömrünü uzatan çikolata geliştirildi.

Yazı kategorisi: Bilim, Bilimsel Makaleler, Eğlenceli Makaleler, Güncel, Makale ve Araştırmalar

Cadılarla İlgili Efsaneler

Bell Cadısı

Bu öykünün yaşandığı yıllarda varlığını bir yere vurarak belli eden hayalet kavramı bilinmediğinden, bir cadılık olayı olarak düşünüldü. ABD’nin Tennessee eyaletinde Bell ailesinin evine musallat olan kötü bir güç, olayın geçtiği taşra topluluğunda bu güne kadar karşılaşılmamış bir olaydı. Bu olay gerçekleştiğinde Amerika’da hiçbir şekilde cadılık ya da cadılarla ilgili bir olay yaşanmamıştı. Sene 1817… Bell ailesi bir takım hurafeleri de kapsayan güçlü inançları olan insanlar olarak tanınırlardı. Hatta Kate Batt isimli bir kahinin öğütlerine de bazı zamanlarda baş vurdukları oluyordu. Olayın ilk belirtileri 1817 yılında başlar ve 1821 ilkbaharının sonunda biter. Ama bir can alarak! John Bell’in ölümü… Sakin geçen yedi yıl sonucunda görünüşte kötü bir tehdidi gerçekleştirmek amacıyla, kısa bir süre için tekrar geri gelmiştir. Bell ailesinde bu cadı ile ilgili fenomenler 1943 yıllarına kadar devam eder. Arada kalan süreç içinde ise bir çok olayın sonucu ölümle noktalanmıştır. John Bell’in ölümünden sonra cadının enerjisinde gözle görülür bir azalma olmuştur ve sanki görevini bitirip gideceğine dair sevinir gibi bir davranış sergilediği de bilinmektedir. Hatta bir gün şöminenin içinde olan bir patlamanın ardından cadı son kez konuşur ve “Gidiyorum ve yedi yıl sonra tekrar geleceğim” der. Ve vermiş olduğu sözü tutarak tam yedi yıl sonra tekrar döner.

Kapak


Bakire

Maria ailesiyle küçük muhafazakar bir kasabada yaşıyordu. İçten ve masumdu, her şeyden önce babasının gururu ve mutluluğuydu. On beş yaşına geldiğinde alışılmadık bir şey oldu. Maria bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. Kimse onun hamile olduğundan şüphelenmemişti. Ailesi – özellikle babası – itibarı düşmüş ve ihanete uğramış gibi hissetti. Yıldırım bir nikah, tek çözümdü. Fakat, babasının kim olduğunu sorulduğunda, Maria hiçbir erkekle beraber olmadığını söyledi. Bunu inanılması zor bir şey olarak bulan ailesi, bebeği bir sır olarak tutmak için gayret sarf etmeye başladılar. Bir gece Maria uyuduğunda, babası sessizce odasına girdi ve çocuğu aldı. Hiç yardım almadan nehrin kenarına taşıdı ve suya fırlattı. Maria, çığlık atarak uyandı ve korkunç bir şey olduğunu hissetti. Hemen dışarı koştu ve babasının evin arkasında durduğunu gördü. Nehre vardığında ise çok geçti. – Sadece bebeği için değil, aynı zamanda kendisi için de. Çünkü bedeninden kan aşağıya doğru akıyordu. Maria nehrin kenarında bir miktar kan bıraktı. Onun kayboluşundan kısa bir süre sonra, oradaki insanlar, nehrin kenarında ağlayan ve küçük bir bebeği tutan genç bir kızın hayaletini görmeye başladılar. Bu görünmeler bugüne kadar devam etti.

tumblr_nxh1wxSj8f1uk1xgso1_500


Bride’s Stone

İngiltere’de Moors of Yorkshire’de ,‘Bride’s Stone’ olarak bilinen tarihi bir bina bulunmaktadır. Tarihi bir taş çemberin parçası olan 5000 yıllık bu taş sütunun, çok eski bir hikayesi vardır. Yöresel bir efsaneye göre yüzyıllar önce bir cumartesi akşamı, düğünlerinin ardından bir gelin ve damat düğündekilerle beraber oraya gelip dans ederek olayı kutlamaya başlamışlar. Onlar dans ederken garip ve gizemli bir kişi ortaya çıkmış ve çantasından çıkardığı kemanı çalmaya başlamış. Akşama doğru kemanın ritmi gittikçe hızlanmış, ta ki dans edenler bu müziğin etkisine girip hipnotize oluncaya kadar… Kemanın çaldığı müziğin etkisiyle bütün gece dans etmişler. Tan ağardığında hala dans ediyorlarmış ve yükselen güneşin ilk ışıkları orayı aydınlatmaya başlamış. Birdenbire bir ışık huzmesi dansçıları aydınlatmış ve o anda hepsi taşa dönüşmüş!!! Bu Tanrı’nın sebt gününde dans ettikleri için onlara verdiği bir cezaymış… Güneş, taşa dönüşmüş dansçıları aydınlatmaya devam ederken yabancı, kemanını çantaya geri koyduktan sonra yüksek sesli bir kahkaha atmış… En son olarak oradan ayrılırken görülen adam, taşlara basarak yürüdükçe çengel tırnaklı ayaklarından kıvılcımlar çıkıyormuş. Ve efsaneye göre burada yer alan taş, gelinin ta kendisiymiş…

tumblr_nq4yxrMxUL1szhqh3o1_500


Büyülenmiş Bir İnsan

Lamb, dul annesiyle North Town sokağı, Corton Denham’da yaşamakta olan 23 yaşında bir tarım işçisiydi. Sıradan, sessiz bir insan olarak nitelendirilebilirdi. Fakat oldukça çok ve sık alkol alıyordu . Ve çeşit çeşit garip hayalleri vardı. Ve çok heyecanlandığı zamanlarda nöbeti tutabiliyordu. Kimi zaman onu sakinleştirmeye altı kişi bile yetmiyordu.

O yılın Mayıs ayının sonlarında Corton Arkadaşlık Birliği yıldönümü eğlencesi düzenlemişti. Bunlardan biri 39 yaşında henüz evlenmemiş bir kız olan Mary Crees’di. Yaşamını kazanmak için eldiven dikiyor, 76 yaşındaki annesi Fanny, 33 yaşında bir işçi emeklisinin dul eşi olan kız kardeşi Elizabeth ile beraber Victoria Cottage’da yaşıyordu. Lamb de bu eğlencede vardı ve dans ederek eğleniyordu. Fakat Mary ile karşılaşınca birdenbire ona doğru yürüdü ve

“ne demek istiyorsun fahişe” dedi.

Kız ise “Adam, ben sana bir şey yapmadım dedi.” Ama, Adam’ ın onu dinlemiyordu bile ve….

” Fakat bazen yapıyorsun, seni fahişe” diye cevapladı.

Bunun üzerine kız onu duymazlıktan gelir ve Adam oradan uzaklaşır. Yarım saat sonra ise Adam büyük bir nefretle geri dönerek kızın boğazını sıkmaya başlar, bir yandan da

”şimdi seni bıçaklayacağım seni….” diyerek, garip hareketler yaparak bir yandan da bağırmaya başlar. Kızın çenesine 3 yumruk atan Adam’ ı arkadaşları oradan uzaklaştırmaya başardığı sırada o, bıçağını çeker ve

“şimdi yapamadım ama bir gün gelecek seni öldüreceğim, seni bekleyeceğim…” diye bağırır.

Adam oradan uzaklaştırılmaya çalışılırken bile hala

“seni bir gün gelecek öldüreceğim cadı” diye bağırmaktaydı.

Bu olaydan ertesinde durum mahkemeye intikal eder ve ön celseden önce, tanık olarak çağrılanlardan biri de 55 yaşında, Poor House yolunda oturan ve bir işçi karısı olan Elizabeth Stewart’ tır. Bu kişi, Lamb ve Crees’ leri çok iyi tanıyan biriydi. Mahkemeye Lamb’in uzun zamandan beri Crees’ lerden birinin kanını akıtmak istediğini çünkü onun kendisini büyülediğini söyledi. Elizabeth, Mary’ nin annesine bakan iyi bir kadın olduğunu ve daha önce onu başka hiç kimsenin onu cadılıkla suçlamadığını söylüyordu. Crees, mahkemeye verdiği ifadesinde “Onunla dans etmek isteyip istemediğimi sordu ve ben de etmeyeceğimi söyledim” diyerek savunma yaptı. Savunmanın iddiası olan Crees’ in Lamb’e saldırıdan önce yaklaştığı sorusuna Mary olumsuz cevap verdi. Lamb ise;

“Yalan söylüyor. Beni yaptığı büyülerle yeterince dans ettirdiğini söyledim.” dedi. Yargıçlardan biri,T.E. Rogers sordu: “Ne demek istedin? Ve sana ne cevap verdi ?” “Beni dikkate bile almadı” Crees ; “Saçma” “Elimdeki sopa kadar somut bir gerçek bu.

Büyüyü bozmak için kan akıtmak istedim ve bana bir daha dokunursa bunu yapacağımı ona söyledim. Bıçak çekmekten suçlu olacağımı biliyordum ama onu kesinlikle yaralamadım.” “Bu düşüncen ne kadar zamandır devam ediyor?” “2 sene kadar önceydi. Mayıs ayının 24’ünde bunu yaptı. O zaman bir nöbet geçirdim ve 3 saat boyunca ölü gibi kaldım. Bazen öylece kalmaya zorlanıyorum. Bu durum başladığında onu bu şapkayı gördüğüm kadar iyi görebiliyorum. “ Lamb daha sonra geçirdiği nöbetleri anlatması için Rudge adındaki bir arkadaşını çağırır ve Hakim Rogers sorgulamasına devam eder: “Bu kadının sizin nöbetlerinizle ilgisi ancak benim sizinle olan ilgim kadardır ancak, ona tekrar asla dokunmamalısınız.” “Siz öyle düşünmüyorsunuz ama ben öyle olduğunu biliyorum! Onlar bilmiyor gözüküyor ama biliyorlar. Onlar bunu bütün ailece yapıyorlar!” “saçma” “fakat ben bunu biliyorum!” Mahkemenin başkanı C. Burton Lamb’i caydırabilmek için söz aldı. “bu sadece kafanızda oluşturduğunuz bir hayal. Bu genç hanıma dokunmamanız gerekiyor. Size bir şey yapamaz ve zaten yapacak bir şeyi olmayacaktır.” “umarım” diye cevapladı Lamb. “fakat ben kendimi bilemem” Burton’un sözlerini ciddiye aldığı için mahkemenin Crees’i bir şekilde onu büyülemekten alıkoyacağını düşünüyordu. ‘Cadılıktan’ uzak kalmanın memnuniyetini dile getirdi ve Crees’ i rahatsız etmeyeceğine söz verdi. Mahkeme ise 6 ay boyunca, barışı sağlayabilmek için ona 10 pounddan fazla bir miktar aylık bağladı.

cropped-tumblr_nxh1wxsj8f1uk1xgso1_500.gif


“Cadı”

Sofia on beş yaşına kadar evlenmediyseniz evde kalmış gözüyle bakıldığı bir köyde yaşıyordu. 19 yaşında ve bekardı. Son derece güzel bir kızdı. Bazı insanlar onu cadı olarak görmek istemelerinin yanı sıra bencil olarak görüyorlardı. Sofia ‘nın bu sıkıntılı hayatı Luis ile karşılaşmasından sonra değişti. Onun fiziği ve cazibesi tüm kadınların gözlerini kamaştırıyordu – Sofia da dahil. Hemen birbirlerine aşık oldular ve Sofia bir yıl içinde bir erkek çocuk doğurdu. Çocuğun doğumundan birkaç gün sonra Luis ortadan kayboldu. Sofia derin ıstırap çekmesine rağmen herkes onu suçladı. Bir gün öğleden sonra Sofia, iki adamın Luis’i köy yakınlarında başka bir kadınla gördüklerini söylediği şeklindeki şakasına kulak misafiri oldu. Sofia’nın üzüntüsü kontrol edilemez bir öfkeye dönüştü. Hemen göle koştu ve bebeğini suya daldırdı ve sesi kesilinceye kadar bekledi. Yaptığı şeyi bitirdiğinde, son derece korkunç bir çığlık attı. Ve Sofia uzun bir süre, ta ki ölünceye kadar göl kenarında çığlık atmaya devam etti. O zamandan beri, göl yakınlarında oynayan bir çok çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kayboldular.

b28ws-hd-home-wallpaper-pumpkin-font-b-witch-b-font-font-b-halloween-b-font


Chelmasford Cadıları

Chelmasford cadıları 1566’da İngiltere Yüksek Mahkemesinde ortaya konmuştur ve cadılık suçlaması sonucunda Agnes Waterhouse idam edilmiştir. Bu İngiltere’ deki cadılık suçlamalarıyla ilgili ilk idam olmasının yanında, cadılıkla ilgili ilk kitaba da konu olmuştur. 18 yaşındaki Joan Waterhouse 64 yaşındaki Agnes Waterhouse’ un kızıydı. Annesinin ayakkabılarından ‘Sathan’ bir varlık çağırarak bunun bir kara kurbağa olmasını beklemişti. Ama kurbağa yerine büyük bir köpek çıkarak ve ondan ne istediğini sormuş. O da kendisine bir süre önce istediği kadar ekmek vermemiş olan Agnes Brown’u avlamasını söylemiş. Agnes Brown ifadesinde, kendisine siyah bir köpeğe benzer, maymun suratlı, kısa kuyruklu, boynunda bir zincir ve gümüş bir düdük bulunan ve kafasında boynuz bulunan bir yaratık geldiğini anlatmıştır. Bunun üzerine Joan ve annesi Agnes Waterhouse cadı olmakla suçlanmışlardır. (Kaynak ‘The Examination and Confession of Certain Wytches at Che nsford (Chelmsford)’, 1566)

17. yy. İngiltere’sinin en önemli cadı davalarından biri olan Lowestoft Cadıları davası, Amy Denny ve Rose Cullender’ in idamıyla son bulmuştur. 1662 yılında Amy ve Rose cadılık suçlamalarıyla mahkemeye verildiler. Haklarında bir sür ü cadılıkla ilgili suçlama ve ithamlar bulunmaktaydı. Cadı olduklarına karar verilerek suçlu bulunup 1662 yılının, Mart ayında Bury St. Edmunds’ ta idam edilmişlerdir. Hatta bu olayın 30 yıl sonraki Salem Prosecution olayına da öncülük eden bir dava olduğu söylenmektedir. Bu davanın derinlemesine açıklaması “A Trial of Witches”adlı kitapta da yer almıştır.

genislet-99a90a4a-0da8-4850-87ca-a192649ace2d


Endor Cadısı

Eski Kutsal Kitap’ta (1 Samuel 28:3-25), bir kadın büyücü İsrail’in ilk kralı Saul tarafından ziyaret edilir. Saul bütün cadı ve büyücüleri krallığından sürgün etmiş olmasına rağmen İsrail’in Filistinlerle olan son savaşının sonucunu merak etmesi onu bir ‘haber alabilen bir ruh’ bulmaya itmişti. Bir yardımcısı ona Endor’da böyle birinin olduğunu söyleyince kılık değiştirerek onu görmeye gitti. Kadın ona bu tür şeyleri yasaklayan kanunu hatırlatınca, o da ona kesinlikle güven altında olacağına dair söz verdi. Böylece kadın Saul tarafından Samuel denen bir ruhu oraya çağırdı. Gelen ruh Saul’e ertesi günkü savaşta kendisinin ve üç oğlunun öleceğini ve İsraillilerin Filistinlilerin eline düşeceğini haber verdi… Endor cadısının hikayesi yüzyıllar boyunca yaratıcı hayal gücünü canlandırmış ve onun hakkında gerçek olmayan şeylerle öykülerin süslenmesine neden olmuştur. 16. yy’ da Guillaume du Bartas La Semaine’de büyücülük sanatını gerçekleştirirken kullandığı fenerinde kendi öz oğlunun yağını kullandığını ifade etmiştir.

GEDSC DIGITAL CAMERA
GEDSC DIGITAL CAMERA

Siren

Laura son derece saygın bir geçmişi olan çekici bir kızdı. Hem en hemen yürümeye başlar başlamaz, ailesine yardım etmek için çalışmaya başladı. On altı yaşına girdiğinde, satış memuru olarak rüya gibi bir iş buldu. İşyerinde birkaç gün içinde, kendisiyle çıkmasını kabul edene kadar peşini bırakmayan, tuttuğunu koparan bir adam olan Miguel ile tanıştı. Sadece tanışmalarının birkaç haftasının sonrasında bir akşam, Miguel ona evlenme teklif etti. Laura bu teklifi kabul etti, ve o gece ilk kez birlikte oldular. O tutkulu geceden sonra, her şey değişti. Miguel onu görmeyi reddetti. Kısa bir süre sonra, Laura hamile olduğunu fark etti ve bunu mümkün olduğunca saklamaya çalıştı. Ailesi sonunda bunu anladığında, Laura’yı evden kovdular. Bebeği hasta ve zayıf doğdu. Gidecek hiçbir yeri yoktu. Laura Miguel’e döndü ve ona yardım etmesi için yalvardı. O ise Laura’ya hayatının dışında kalması gerektiğini söyledi. Laura göl etrafında dolaş tı. O ve bebeği kayboluncaya kadar suya doğru yürüdü. Birkaç hafta sonra, Miguel esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. O günden sonra dışarıda içki içen veya eşleriyle alay eden erkekler de kayboldu, tüm bu olanlar sırasında karanlık şehrin rüzgarlı sokakların arasından gizemli bir kadın görüldüğü söylendi.

tumblr_no1781Z74Z1uuzqndo1_1280


Anlamadığınız ya da kafanıza takılan soruları lütfen aşağıdaki iletişim kısmından bildirin.